بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا 1
Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
Tafsir
37:1
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ 5
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.
Tafsir
37:5
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ 6
Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Tafsir
37:6
وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ 7
Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.
Tafsir
37:7
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ 8
O (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.
Tafsir
37:8
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ 10
Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler.
Tafsir
37:10
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ 11
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Tafsir
37:11
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ 12
Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.
Tafsir
37:12
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ 15
Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.
Tafsir
37:15
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ 16
Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?
Tafsir
37:16
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ 18
De ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!"
Tafsir
37:18
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ 19
O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.
Tafsir
37:19
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ 21
Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür!
Tafsir
37:21
۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ 22
(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını."
Tafsir
37:22
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ 23
Allah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün!
Tafsir
37:23
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ 24
Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Tafsir
37:24
بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ 26
(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.
Tafsir
37:26
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ 27
Birbirlerine döndüler, soruyorlar.
Tafsir
37:27
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ 28
(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."
Tafsir
37:28
قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ 29
(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."
Tafsir
37:29
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ 30
Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.
Tafsir
37:30
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ 31
Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!
Tafsir
37:31
فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ 32
Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz).
Tafsir
37:32
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ 33
O gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar.
Tafsir
37:33
إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ 35
Çünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı.
Tafsir
37:35
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ 36
Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi.
Tafsir
37:36
بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ 37
Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı.
Tafsir
37:37
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ 39
Sadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz!
Tafsir
37:39
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 40
Ancak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır.
Tafsir
37:40
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ 45
Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Tafsir
37:45
لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ 47
Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar.
Tafsir
37:47
وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ 48
Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.
Tafsir
37:48
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ 50
Bunlar birbirine dönmüş soruyorlar:
Tafsir
37:50
قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ 51
Onlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı."
Tafsir
37:51
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ 53
Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?' "
Tafsir
37:53
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ 56
Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın.
Tafsir
37:56
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ 57
Rabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum.
Tafsir
37:57
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ 59
Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha?!
Tafsir
37:59
أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ 62
(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Tafsir
37:62
إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ 63
Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.
Tafsir
37:63
إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ 64
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
Tafsir
37:64
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ 65
Tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Tafsir
37:65
فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ 66
Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Tafsir
37:66
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ 67
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
Tafsir
37:67
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ 68
Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir.
Tafsir
37:68
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ 69
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.
Tafsir
37:69
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ 70
Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.
Tafsir
37:70
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ 71
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Tafsir
37:71
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ 72
Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.
Tafsir
37:72
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 74
Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.
Tafsir
37:74
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ 75
Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk!
Tafsir
37:75
وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ 76
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Tafsir
37:76
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ 77
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Tafsir
37:77
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 78
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık:
Tafsir
37:78
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ 79
Alemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar).
Tafsir
37:79
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 80
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir
37:80
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ 85
Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
Tafsir
37:85
أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ 86
Allah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?
Tafsir
37:86
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 87
Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)?
Tafsir
37:87
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ 91
O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi.
Tafsir
37:91
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ 93
Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Tafsir
37:93
فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ 94
(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler.
Tafsir
37:94
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ 95
(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.
Tafsir
37:95
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ 96
Oysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır.
Tafsir
37:96
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ 97
Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler.
Tafsir
37:97
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ 98
Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük.
Tafsir
37:98
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ 99
(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek."
Tafsir
37:99
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ 102
(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.
Tafsir
37:102
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ 103
İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,
Tafsir
37:103
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 105
Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!
Tafsir
37:105
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 108
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık.
Tafsir
37:108
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ 109
(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi.)
Tafsir
37:109
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 110
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir
37:110
وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ 112
Biz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik.
Tafsir
37:112
وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ 113
Kendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.
Tafsir
37:113
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ 114
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.
Tafsir
37:114
وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ 115
Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Tafsir
37:115
وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ 116
Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.
Tafsir
37:116
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ 119
Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.
Tafsir
37:119
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ 120
(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi).
Tafsir
37:120
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 121
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir
37:121
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ 122
Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
Tafsir
37:122
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ 124
Kavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız?"
Tafsir
37:124
أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ 125
Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?"
Tafsir
37:125
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ 126
Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı?
Tafsir
37:126
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ 127
Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir.
Tafsir
37:127
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 128
Yalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar.
Tafsir
37:128
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 129
Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık:
Tafsir
37:129
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 131
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir
37:131
إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ 135
Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.
Tafsir
37:135
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ 137
Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,
Tafsir
37:137
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ 141
(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).
Tafsir
37:141
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ 142
(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
Tafsir
37:142
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ 144
(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
Tafsir
37:144
۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ 145
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Tafsir
37:145
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ 146
Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.
Tafsir
37:146
وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ 147
Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.
Tafsir
37:147
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ 148
İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Tafsir
37:148
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ 149
Şimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı?
Tafsir
37:149
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ 150
Yoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)?
Tafsir
37:150
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ 151
İyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki:
Tafsir
37:151
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ 152
Allah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar.
Tafsir
37:152
أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ 153
(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş?
Tafsir
37:153
أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ 156
Yoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var?
Tafsir
37:156
فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ 157
Eğer doğru iseniz Kitabınızı getirin.
Tafsir
37:157
وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ 158
Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.
Tafsir
37:158
سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ 159
Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir.
Tafsir
37:159
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 160
Fakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır).
Tafsir
37:160
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ 164
Bizden herkesin belli bir makamı vardır.
Tafsir
37:164
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ 168
Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı.
Tafsir
37:168
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 169
Elbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk!
Tafsir
37:169
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ 170
Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.
Tafsir
37:170
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ 171
Gönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti:
Tafsir
37:171
إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ 172
Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır.
Tafsir
37:172
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ 173
Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır!
Tafsir
37:173
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ 174
Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).
Tafsir
37:174
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ 175
Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir.
Tafsir
37:175
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ 177
Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Tafsir
37:177
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ 180
Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir.
Tafsir
37:180