37 Makkan 182 verses

الصافات

As-Saffat

Tafsir
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا 1
Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
Tafsir 37:1
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا 2
Bağırıp sürenlere,
Tafsir 37:2
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا 3
Zikir okuyanlara,
Tafsir 37:3
إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ 4
Ki Tanrınız, birdir.
Tafsir 37:4
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ 5
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.
Tafsir 37:5
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ 6
Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Tafsir 37:6
وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ 7
Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.
Tafsir 37:7
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ 8
O (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.
Tafsir 37:8
دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ 9
Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Tafsir 37:9
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ 10
Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler.
Tafsir 37:10
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ 11
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Tafsir 37:11
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ 12
Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.
Tafsir 37:12
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ 13
Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.
Tafsir 37:13
وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ 14
Bir mu'cize görseler, alay ediyorlar.
Tafsir 37:14
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ 15
Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.
Tafsir 37:15
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ 16
Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?
Tafsir 37:16
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ 17
Evvelki atalarımız da mı?
Tafsir 37:17
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ 18
De ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!"
Tafsir 37:18
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ 19
O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.
Tafsir 37:19
وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ 20
Vah bize, bu ceza günüdür! dediler.
Tafsir 37:20
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ 21
Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür!
Tafsir 37:21
۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ 22
(Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını."
Tafsir 37:22
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ 23
Allah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün!
Tafsir 37:23
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ 24
Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Tafsir 37:24
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ 25
Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Tafsir 37:25
بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ 26
(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.
Tafsir 37:26
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ 27
Birbirlerine döndüler, soruyorlar.
Tafsir 37:27
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ 28
(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."
Tafsir 37:28
قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ 29
(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."
Tafsir 37:29
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ 30
Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.
Tafsir 37:30
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ 31
Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!
Tafsir 37:31
فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ 32
Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz).
Tafsir 37:32
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ 33
O gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar.
Tafsir 37:33
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ 34
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Tafsir 37:34
إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ 35
Çünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı.
Tafsir 37:35
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ 36
Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi.
Tafsir 37:36
بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ 37
Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı.
Tafsir 37:37
إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ 38
Siz acı azabı tadacaksınız!
Tafsir 37:38
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ 39
Sadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz!
Tafsir 37:39
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 40
Ancak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır.
Tafsir 37:40
أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ 41
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
Tafsir 37:41
فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ 42
(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar.
Tafsir 37:42
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ 43
Ni'met cennetlerinde.
Tafsir 37:43
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ 44
Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar.
Tafsir 37:44
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ 45
Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Tafsir 37:45
بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ 46
Berrak, içenlere lezzet veren bir içki.
Tafsir 37:46
لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ 47
Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar.
Tafsir 37:47
وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ 48
Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.
Tafsir 37:48
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ 49
Saklı yumurta gibi bembeyaz eşler.
Tafsir 37:49
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ 50
Bunlar birbirine dönmüş soruyorlar:
Tafsir 37:50
قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ 51
Onlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı."
Tafsir 37:51
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ 52
Derdi ki: 'Sen doğrulayanlardan mısın?
Tafsir 37:52
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ 53
Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?' "
Tafsir 37:53
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ 54
(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.
Tafsir 37:54
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ 55
Baktı onu cehennemin ortasında gördü.
Tafsir 37:55
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ 56
Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın.
Tafsir 37:56
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ 57
Rabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum.
Tafsir 37:57
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ 58
Biz bir daha ölmeyecek miyiz der.
Tafsir 37:58
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ 59
Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha?!
Tafsir 37:59
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ 60
Gerçekten büyük başarı ve mutluluk budur!
Tafsir 37:60
لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ 61
Çalışanlar bunun için çalışsınlar.
Tafsir 37:61
أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ 62
(Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Tafsir 37:62
إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ 63
Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.
Tafsir 37:63
إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ 64
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
Tafsir 37:64
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ 65
Tomurcukları, şeytanların başları gibidir.
Tafsir 37:65
فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ 66
Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Tafsir 37:66
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ 67
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
Tafsir 37:67
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ 68
Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir.
Tafsir 37:68
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ 69
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.
Tafsir 37:69
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ 70
Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.
Tafsir 37:70
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ 71
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Tafsir 37:71
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ 72
Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.
Tafsir 37:72
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ 73
Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.
Tafsir 37:73
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 74
Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.
Tafsir 37:74
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ 75
Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk!
Tafsir 37:75
وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ 76
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Tafsir 37:76
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ 77
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Tafsir 37:77
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 78
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık:
Tafsir 37:78
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ 79
Alemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar).
Tafsir 37:79
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 80
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir 37:80
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ 81
Çünkü o bizim, inanan kullarımızdandı.
Tafsir 37:81
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ 82
Sonra ötekilerini suda boğduk.
Tafsir 37:82
۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ 83
İbrahim de onun kolundan idi.
Tafsir 37:83
إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ 84
Zira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti.
Tafsir 37:84
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ 85
Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
Tafsir 37:85
أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ 86
Allah'tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?
Tafsir 37:86
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 87
Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)?
Tafsir 37:87
فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ 88
Yıldızlara bir göz attı:
Tafsir 37:88
فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ 89
Ben hastayım, dedi.
Tafsir 37:89
فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ 90
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.
Tafsir 37:90
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ 91
O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi.
Tafsir 37:91
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ 92
Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?
Tafsir 37:92
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ 93
Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Tafsir 37:93
فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ 94
(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler.
Tafsir 37:94
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ 95
(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.
Tafsir 37:95
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ 96
Oysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır.
Tafsir 37:96
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ 97
Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler.
Tafsir 37:97
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ 98
Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük.
Tafsir 37:98
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ 99
(İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek."
Tafsir 37:99
رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ 100
Rabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet!
Tafsir 37:100
فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ 101
Ona halim bir erkek çocuk müjdeledik.
Tafsir 37:101
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ 102
(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.
Tafsir 37:102
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ 103
İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,
Tafsir 37:103
وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ 104
Biz ona: "İbrahim!" diye ünledik.
Tafsir 37:104
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 105
Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!
Tafsir 37:105
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ 106
Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.
Tafsir 37:106
وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ 107
Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.
Tafsir 37:107
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 108
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık.
Tafsir 37:108
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ 109
(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi.)
Tafsir 37:109
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 110
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir 37:110
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ 111
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.
Tafsir 37:111
وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ 112
Biz ona İshak'ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik.
Tafsir 37:112
وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ 113
Kendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.
Tafsir 37:113
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ 114
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.
Tafsir 37:114
وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ 115
Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Tafsir 37:115
وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ 116
Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.
Tafsir 37:116
وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ 117
Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.
Tafsir 37:117
وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ 118
Ve onları doğru yola ilettik.
Tafsir 37:118
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ 119
Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.
Tafsir 37:119
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ 120
(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi).
Tafsir 37:120
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 121
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir 37:121
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ 122
Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
Tafsir 37:122
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ 123
İlyas da elçilerdendi.
Tafsir 37:123
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ 124
Kavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız?"
Tafsir 37:124
أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ 125
Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?"
Tafsir 37:125
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ 126
Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı?
Tafsir 37:126
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ 127
Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir.
Tafsir 37:127
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 128
Yalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar.
Tafsir 37:128
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 129
Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık:
Tafsir 37:129
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ 130
İlyas'a selam olsun.
Tafsir 37:130
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ 131
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Tafsir 37:131
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ 132
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.
Tafsir 37:132
وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ 133
Lut da gönderilen elçilerdendi.
Tafsir 37:133
إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ 134
Onu ve ailesini kurtardık.
Tafsir 37:134
إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ 135
Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.
Tafsir 37:135
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ 136
Sonra ötekileri kırdık (geçirdik).
Tafsir 37:136
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ 137
Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,
Tafsir 37:137
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ 138
Ve geceleyin. Düşünmüyor musunuz?
Tafsir 37:138
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ 139
Yunus da gönderilen elçilerdendi.
Tafsir 37:139
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ 140
Dolu gemiye kaçmıştı.
Tafsir 37:140
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ 141
(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).
Tafsir 37:141
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ 142
(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
Tafsir 37:142
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ 143
Eğer tesbih edenlerden olmasaydı,
Tafsir 37:143
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ 144
(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
Tafsir 37:144
۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ 145
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Tafsir 37:145
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ 146
Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.
Tafsir 37:146
وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ 147
Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.
Tafsir 37:147
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ 148
İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Tafsir 37:148
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ 149
Şimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı?
Tafsir 37:149
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ 150
Yoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)?
Tafsir 37:150
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ 151
İyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki:
Tafsir 37:151
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ 152
Allah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar.
Tafsir 37:152
أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ 153
(Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş?
Tafsir 37:153
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ 154
Size ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Tafsir 37:154
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ 155
Hiç mi düşünmüyorsunuz?
Tafsir 37:155
أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ 156
Yoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var?
Tafsir 37:156
فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ 157
Eğer doğru iseniz Kitabınızı getirin.
Tafsir 37:157
وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ 158
Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.
Tafsir 37:158
سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ 159
Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir.
Tafsir 37:159
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 160
Fakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır).
Tafsir 37:160
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ 161
(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,
Tafsir 37:161
مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ 162
Kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız;
Tafsir 37:162
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ 163
Cehenneme girecek olandan başkasını.
Tafsir 37:163
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ 164
Bizden herkesin belli bir makamı vardır.
Tafsir 37:164
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ 165
Biziz, o saf saf dizilenler, biz.
Tafsir 37:165
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ 166
Biziz, o tesbih edenler, biz.
Tafsir 37:166
وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ 167
Gerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı:
Tafsir 37:167
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ 168
Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı.
Tafsir 37:168
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ 169
Elbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk!
Tafsir 37:169
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ 170
Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.
Tafsir 37:170
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ 171
Gönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti:
Tafsir 37:171
إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ 172
Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır.
Tafsir 37:172
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ 173
Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır!
Tafsir 37:173
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ 174
Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).
Tafsir 37:174
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ 175
Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir.
Tafsir 37:175
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ 176
Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?
Tafsir 37:176
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ 177
Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Tafsir 37:177
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ 178
Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.
Tafsir 37:178
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ 179
Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.
Tafsir 37:179
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ 180
Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir.
Tafsir 37:180
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ 181
Selam, gönderilen elçilere,
Tafsir 37:181
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 182
Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a!
Tafsir 37:182
→ يس ص ←