بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
لَعَلَّكَ بَٰخِعٌۭ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ 3
Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin!
Tafsir
26:3
إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةًۭ فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ 4
Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).
Tafsir
26:4
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍۢ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ 5
Rahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.
Tafsir
26:5
فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ 6
Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.
Tafsir
26:6
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍۢ كَرِيمٍ 7
Yere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz?
Tafsir
26:7
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 8
Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.
Tafsir
26:8
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 9
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:9
وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ 10
Rabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git!"
Tafsir
26:10
قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ 11
Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?
Tafsir
26:11
قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ 12
(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum."
Tafsir
26:12
وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ 13
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."
Tafsir
26:13
وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌۭ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ 14
Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum.
Tafsir
26:14
قَالَ كَلَّا ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآ ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ 15
(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz."
Tafsir
26:15
فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 16
Fir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz."
Tafsir
26:16
أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ 17
İsrail oğullarını bizimle beraber gönder.
Tafsir
26:17
قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًۭا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ 18
(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?"
Tafsir
26:18
وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ 19
Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin.
Tafsir
26:19
قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًۭا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ 20
(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi.
Tafsir
26:20
فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًۭا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ 21
Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı
Tafsir
26:21
وَتِلْكَ نِعْمَةٌۭ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ 22
O başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
Tafsir
26:22
قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ 23
Fir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir?"
Tafsir
26:23
قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ 24
(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi.
Tafsir
26:24
قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ 25
(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
Tafsir
26:25
قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ 26
(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi.
Tafsir
26:26
قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌۭ 27
(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
Tafsir
26:27
قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ 28
(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi.
Tafsir
26:28
قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ 29
(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi.
Tafsir
26:29
قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍۢ مُّبِينٍۢ 30
(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.
Tafsir
26:30
قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ 31
(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi.
Tafsir
26:31
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌۭ مُّبِينٌۭ 32
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!
Tafsir
26:32
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ 33
Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
Tafsir
26:33
قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ 34
(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."
Tafsir
26:34
يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ 35
Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
Tafsir
26:35
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ 36
Dediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder."
Tafsir
26:36
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ 38
Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.
Tafsir
26:38
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ 39
Halka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
Tafsir
26:39
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ 40
Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.
Tafsir
26:40
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ 41
Büyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler.
Tafsir
26:41
قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ 42
Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız.
Tafsir
26:42
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ 43
Musa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.
Tafsir
26:43
فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَٰلِبُونَ 44
İplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler.
Tafsir
26:44
فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ 45
Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.
Tafsir
26:45
قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍۢ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ 49
(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım!"
Tafsir
26:49
قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ 50
Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz.
Tafsir
26:50
إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ 51
Biz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız.
Tafsir
26:51
۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ 52
Musa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik.
Tafsir
26:52
فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ 53
Fir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Tafsir
26:53
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌۭ قَلِيلُونَ 54
Şunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi.
Tafsir
26:54
فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ 57
Böylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den.
Tafsir
26:57
كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ 59
Böylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık.
Tafsir
26:59
فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ 60
(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler.
Tafsir
26:60
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ 61
İki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler.
Tafsir
26:61
قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ 62
(Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir."
Tafsir
26:62
فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍۢ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ 63
Musa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu.
Tafsir
26:63
وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْءَاخَرِينَ 64
Ötekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).
Tafsir
26:64
وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ 65
Musa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık.
Tafsir
26:65
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ 66
Sonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu).
Tafsir
26:66
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 67
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar.
Tafsir
26:67
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 68
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:68
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ 70
Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
Tafsir
26:70
قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًۭا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ 71
Putlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler.
Tafsir
26:71
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ 72
Peki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?
Tafsir
26:72
قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ 74
Hayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler.
Tafsir
26:74
قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ 75
İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi.
Tafsir
26:75
فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّۭ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ 77
Onlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur).
Tafsir
26:77
وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ 82
Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur.
Tafsir
26:82
رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًۭا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ 83
Rabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat.
Tafsir
26:83
وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍۢ فِى ٱلْءَاخِرِينَ 84
Sonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)!
Tafsir
26:84
وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ 85
Beni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl.
Tafsir
26:85
وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ 86
Babamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err.
Tafsir
26:86
يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌۭ وَلَا بَنُونَ 88
O gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez.
Tafsir
26:88
إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍۢ 89
Ancak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür).
Tafsir
26:89
وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ 92
Onlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir.
Tafsir
26:92
مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ 93
O Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu?
Tafsir
26:93
فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ 94
Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar.
Tafsir
26:94
تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ 97
Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!
Tafsir
26:97
إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 98
Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
Tafsir
26:98
فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةًۭ فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ 102
Ah keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak!
Tafsir
26:102
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 103
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar."
Tafsir
26:103
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 104
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:104
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ 106
Kardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti.
Tafsir
26:106
وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 109
Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Tafsir
26:109
۞ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ 111
Dediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız?"
Tafsir
26:111
قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ 112
Dedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)."
Tafsir
26:112
إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ 113
Anlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz.
Tafsir
26:113
قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ 116
Dediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın."
Tafsir
26:116
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ 117
(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı."
Tafsir
26:117
فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًۭا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ 118
Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar!
Tafsir
26:118
فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ 119
Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık.
Tafsir
26:119
ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ 120
Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.
Tafsir
26:120
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 121
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Tafsir
26:121
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 122
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:122
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ 124
Kardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti.
Tafsir
26:124
وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 127
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Tafsir
26:127
أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةًۭ تَعْبَثُونَ 128
Siz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?
Tafsir
26:128
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ 129
Belki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz?
Tafsir
26:129
وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ 130
(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz.
Tafsir
26:130
وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ 132
Size bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know,
Tafsir
26:132
إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ 135
Doğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum.
Tafsir
26:135
قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ 136
Dediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir."
Tafsir
26:136
إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ 137
Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir.
Tafsir
26:137
فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 139
(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Tafsir
26:139
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 140
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:140
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ 142
Kardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız?"
Tafsir
26:142
وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 145
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Tafsir
26:145
أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ 146
Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
Tafsir
26:146
وَزُرُوعٍۢ وَنَخْلٍۢ طَلْعُهَا هَضِيمٌۭ 148
Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında?
Tafsir
26:148
وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًۭا فَٰرِهِينَ 149
Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.
Tafsir
26:149
ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ 152
Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin).
Tafsir
26:152
قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ 153
Dediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin."
Tafsir
26:153
مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ 154
Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir.
Tafsir
26:154
قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌۭ لَّهَا شِرْبٌۭ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ 155
Dedi: "İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin."
Tafsir
26:155
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ 156
Sakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.
Tafsir
26:156
فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 158
Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Tafsir
26:158
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 159
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:159
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ 160
Lut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı.
Tafsir
26:160
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ 161
Kardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti.
Tafsir
26:161
وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 164
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds.
Tafsir
26:164
أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ 165
Alemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz?
Tafsir
26:165
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ 166
Ve Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz.
Tafsir
26:166
قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ 167
Dediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın.
Tafsir
26:167
قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ 168
(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım."
Tafsir
26:168
رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ 169
Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar!
Tafsir
26:169
إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ 171
Yalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık).
Tafsir
26:171
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًۭا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ 173
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Tafsir
26:173
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 174
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Tafsir
26:174
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 175
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:175
كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ 176
Eyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Tafsir
26:176
إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ 177
Şu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız?"
Tafsir
26:177
وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 180
Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.
Tafsir
26:180
۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ 181
Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın.
Tafsir
26:181
وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ 183
İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Tafsir
26:183
وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ 184
Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old.
Tafsir
26:184
قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ 185
Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin."
Tafsir
26:185
وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ 186
Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz.
Tafsir
26:186
فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ 187
Eğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür.
Tafsir
26:187
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ 189
Onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.
Tafsir
26:189
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ 190
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.
Tafsir
26:190
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 191
Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.
Tafsir
26:191
وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ 192
Muhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir.
Tafsir
26:192
نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ 193
Onu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi:
Tafsir
26:193
عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ 194
Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,
Tafsir
26:194
وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ 196
O(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır.
Tafsir
26:196
أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ 197
İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi?
Tafsir
26:197
وَلَوْ نَزَّلْنَٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ 198
Biz onu yabancılardan birine indirseydik de,
Tafsir
26:198
فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ 199
Onu onlara okusaydı, ona inanmazlardı:
Tafsir
26:199
كَذَٰلِكَ سَلَكْنَٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ 200
Biz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk.
Tafsir
26:200
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ 201
Acı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar.
Tafsir
26:201
فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةًۭ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ 202
Azab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.
Tafsir
26:202
فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ 203
(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?" derler.
Tafsir
26:203
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ 204
Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)?
Tafsir
26:204
ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ 206
Sonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse,
Tafsir
26:206
مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ 207
O yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı?
Tafsir
26:207
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ 208
Biz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik).
Tafsir
26:208
ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ 209
(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.
Tafsir
26:209
وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ 211
Bu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da.
Tafsir
26:211
إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ 212
Çünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
Tafsir
26:212
فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ 213
Allah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun.
Tafsir
26:213
وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ 215
Ve sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).
Tafsir
26:215
فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تَعْمَلُونَ 216
Şayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de.
Tafsir
26:216
هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ 221
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
Tafsir
26:221
يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَٰذِبُونَ 223
O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.
Tafsir
26:223
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ 224
Şa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar.
Tafsir
26:224
أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍۢ يَهِيمُونَ 225
Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?
Tafsir
26:225
وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ 226
Ve onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.
Tafsir
26:226
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍۢ يَنقَلِبُونَ 227
Ancak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!
Tafsir
26:227